Sıkça Sorular Sorular

Devletten veya herhangi bir kurumdan maddi yardım alıyor musunuz? Veya almayı düşünüyor musunuz?

Hayır, hiçbir kurum ve kuruluştan maddi yardım almıyoruz. Kendi icatlarımız, projelerimiz sayesinde maddi kazanç sağlıyoruz. Ancak önümüzdeki dönemlerde çeşitli başvurularda bulunabiliriz ve her türlü yardıma açığız.

Şu an desteklediğiniz bir siyasi parti var mı?

Hayır, hiçbir siyasi parti ile ilişiğimiz yoktur.

Hangi meslek ve bölümü tavsiye edersiniz?

Meslek ve bölüm tavsiyesi vermiyoruz. Önemli olan sizin en çok hangisini sevdiğinizdir. Genlerinizde neyin yattığıdır. Siz kendinize en uygun olanı seçin, gerçekten severek yaparsanız başarılı olursunuz. Her ne iş yaparsanız yapın, yenilikler üretmeye odaklanın ve en iyisi olmaya çabalayın.

Turan’ı destekliyor musunuz? Böyle bir isteğiniz var mı?

Turan bize yetmez. Esas mesele tüm Türkler birleştikten sonra başlayacak. El alem gözünü Mars’a dikmiş. Biz Orta Asya ile yetinemeyiz.

Önerdiğiniz kitap ve filmler nelerdir?

Önerdiğimiz kitap ve belgesellere buradan ulaşılabilirsiniz. Ayrıca sitemizdeki T.E.F. adlı bölümden tavsiye ettiğimiz filmlere bakabilirsiniz.

Kendimi nasıl geliştirebilirim? Yeteneğimi nasıl keşfederim?

Uzun zamandır herkesin günde en az 50 sayfa kitap okuması gerektiğini söylüyoruz. Bu okumaların da geniş alanlarda yapılmasını sürekli vurguluyoruz. Bunların elbetteki sebebi var.
Her insan doğuştan gelen gizli veya açık özellikler barındırır. Bu özellikleri DNA kodlarında taşır. İnsan, DNA kodlarında programlanan komutları yerine getiren bir makine gibi hareket eder. Elbetteki çevrenin ve eğitimin de bu davranışlara etkileri vardır. Ancak bu etkilerdeki ezici çoğunluk DNA kodlarındadır.
Açık özellikler zaten bir şey yapılmasına gerek kalmadan kendisini belli eder. İnsan davranışlarında hemen göze çarpar. Diğer yandan gizli özellikler de vardır ve bunlar normal bir süreçte ortaya çıkmaz.
Gizli özellikler, genelde marjinal özelliklerdir. Marjinal olmaları sebebiyle, diğer baskın genler tarafından gerilere itilmişlerdir. Çünkü marjinallik, evrimsel süreç içinde çok da faydalı bir şey değildir. Diğer sürü üyeleri karnını doyurma peşindeyken, siz yemeyi bırakıp hayvanın boynuzunun kıvrımlarını incelerseniz, bu muhtemelen aç kalmanıza ve diğerlerinden daha zayıf kalıp yaşama avantajınızı kaybetmenize neden olabilir.
Bu çekingen genler her zaman iyi etkiler ortaya koymayabilir. Örneğin aslında genlerinizde şizofreni veya eşcinsellik barındırıyor olabilirsiniz. Bu durumlar ortaya çıkmak için tetiklenmeyi bekliyor olabilir.
(Örneğin; Avrupa’nın en büyük biyologlarından Richard Dawkins, genlerin tetiklenmesini anlatırken biberonla beslenmenin erkek çocuklarda eşcinsellik genlerini tetikleyebileceği ihtimalini örnek vermişti. Bu durum sadece bir örnektir.)
Bu çekingen genler bir şekilde “tetiklenmek” üzere beklerler. Tetiklendiklerinde etkilerini ortaya çıkarırlar ve belirgin bir özellik haline gelirler.
Anadolu’daki bir köyü düşünelim. Birkaç çocuğun genlerinde mükemmel derecede keman çalabilme yeteneği olsun. Eğer bu çocuklar hayatı boyunca keman görmezler ve çalmayı denemezlerse, bu yetenek hiç varolmadan yok olacaktır.
Eğer diğer birkaç çocukta gizli şizofreni genleri varsa, bu çocuklar derin travmalar yaşamazlarsa ortaya çıkmayacaktır ve sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdüreceklerdir.
Peki Türk milletinin içinden çıkan bilim adamı ve sanatkar sayısını nasıl 10 kat arttırabiliriz? Tam da bu şekilde, insanların gizli yeteneklerini tetikleyerek.
Hangi insanda nasıl bir yetenek olduğunu bilmediğimiz için, insanları geniş alanlardaki bilgilere maruz bırakmamız gerekiyor.
Sadece kitap olarak değil, insanlar farklı konulardaki belgesel ve film izlerlerse, farklı deneyimlerde bulunurlarsa, bu yeteneklerini tetikleme şansımız yükselir.
Bu durum; elimizdeki yüzlerce anahtarı sırasıyla deneyip, kilidi açacak olan anahtarı bulmaya benzer.
Bu gizli yetenek, bu tür geniş spektrumlu bilgi bombardımanı sonucunda tetiklenip gün yüzüne çıkarıldığında, kişi bu yeteneğinin üzerine yoğunlaşıp bu konuda uzman olmalıdır. Bu süreçte en önemli şey, uzmanlaşılan konuda yenilikler üretmektir.

Biz “her bir Türk evladı bilimsel bir buluş yapsa, bu yüzyılın sonunda 80 milyon bilimsel ürün elde etmiş oluruz” dediğimizde, bizimle birçok kişi dalga geçmişti. Bizi “bakkal hesabı” yapmakla itham etmişlerdi. Oysa ki, bilim denince akla sadece fizik-kimya gelmemeli. Genel işleyiş kurallarını bilmek için bunlardan az-çok bilmek gerekir tabiki… Ancak bizim kastettiğimiz şey, herkesin içindeki yeteneği ortaya çıkarması ve bir yenilik üretmesiydi. Biz inanıyoruz ki; Türk gençleri doğuştan gelen üstün Türk aklı ile, genlerinde gizlenmiş bekleyen yetenekleri birleştirdiklerinde, dünya bizim başarılarımız karşısında şaşkına dönecektir.

“Yapabilir miyiz?” Diye bir soru yok. Yapmak zorundayız.